GÖKTÜRK TUNÇTÜRK yazdı
Değerli okuyucular..
Ben uzun süredir Muhsin Yazıcıoğlu ile ilgili hiçbir değerlendirme yazısı yamadığım gibi, ölüm yıldönümlerinde de anmıyordum.
Derken, Ülkü Ocakları eski genel Başkanı Sinan Ateş, kahpece kurulan bir pusuda uyuşturucu satan, kullanan torbacılar tarafından öldürüldü..
Değerli okuyucular..
Ben, taa 1973 yıllarda Kars’ta liseyi bile düşüncemden dolayı sürgünde bitiren, Ülkücü yapıya sahip Türk milliyetçiliği fikrini savunduğum için Kars’ta birçok kez ağır saldırılara uğrayan, düşüncemden dolayı Ecevit tarafından Adliye’de ki görevinden alınan,
Ve 12 Eylül askeri darbesinde 2 kardeşiyle birlikte işkence maslarında, Mamak zindanlarında aç-susuz şekillerde davanın en ağır çilesini çeken Türk Milliyetçisiydim ve halen de aynı yerdeyim, aynı fikrin; hiç zikzak yapmayan neferiyim..
Ülkü Ocaklarının hemen, hemen her kademesinde görev aldım..
Bizim zamanlarımızda ne diyorduk?
“Bir ölür, bin doğarız”.. “Birimiz, hepimiz.. Hepimiz birimiz için”.. “Ülkücüler göklerde sancak, Allah yolunda ölürüz ancak”…
Ve en önemlisi; “Ülkücü, Ülkücünün kardeşidir” diyorduk
Evet.. Şimdi maalesef bu sloganlarımız da, ilkelerimizde unutuldu gitti..
Değerli okuyucular..
Bu yüzden Ülkücü camiadan uzun süredir bana sitemler geliyordu…
“Abi, Muhsin Başkanla ilgili niye yazılar yazmıyorsun? Sinan Ateş cinayeti ile ilgili niye değerlendirme yazıları yazmıyorsun” diye..
Evet doğru… Yazmıyordum..
Benim sırdaşım, birçok gücümüzü birleştirdiğimiz ve “Muhsin başkan” diye sürekli övgüyle andığımız Muhsin Yazıcıoğlu artık benim ne başkanım, ne de dava arkadaşım..
Niye anma yazıları yazayım, niye suikastının hesabını ben sorayım?
Muhsin Yazıcıoğlu ile Mamak Cezaevi’nden çıktıktan sonra da birlikte çok hayırlı işler yaptık..
Sonra koptuk… Nede mi?
Bazen benim O’na merak ettiğim bazı konuları sorduğumda, bana; “Karslı, milli sır” diye verdiği cevap gibi, nedeni de bende milli sır olarak kalsın..
Yalnız, Muhsin Yazıcıoğlu’nun; MÇP/MHP’den ayrıldıktan sonra beraber yola çıktığı “dava” arkadaşlarına birkaç iğneli mesajlarım olacak..
Daha doğrusu; “Muhsin Yazıcıoğlu adından geçinen, siyasi koltuklar kapanlara..
Bakın Muhsin Yazıcıoğlu’n un yola çıktığı arkadaşlarına.. Şimdilerde hepsi ayrı, ayrı siyasi sahnelerde dans ediyorlar, günlerini gün ediyorlar ve birileri de kendilerini nimetten sayıp parti kurmaya çalışıyor..
Bir gün dahi.. Başkanlarına yapılan suikast ile ilgili araştırımalar yapıp, hesap sormadılar..
Suikastken bu yana sürekli ne diyorlar?
“Muhsin başkanı FETÖ (Fetullah Gülen) öldürttü”..
Kardeşim bunu herkes biliyor..
Peki, bu yiğit sözde Alperenler niye bir gün dahi şu yorumu yapmadılar?
“Ya tamamda.. Muhsin başkan, Fetullah Gülen ile samimi idi, Fetullah’a övgüler yağdırdığı videoları var.. Peki, bu Fetullah, Muhsin başkanı niye öldürttü?”
Hadi bu saatten sonra kendinize bu soruyu sorun…
Ve sizlere bir ip ucu daha vereyim…
Muhsin Yazıcıoğlu ve 8 arkadaşı; Üzeyir Garih’i; öldürülmesinden 3-4 yıl önce, neden malikanesinde ziyaret ettiler?
Bu soruyu da kendinize sorun…
Ve benim bu konuda yazdığım, Muhsin Yazıcıoğlu’nun da doğruladığı; “Muhsin Yazıcıoğlu’nun, Üzeyir Garih sırrı” başlıklı haberimi Google den arayıp, okuyun..
Haa şimdi birileri de bana diyecekler ki; “Muhsin başkana çamur atıyorsun, Muhsin başkanın Fetullah ile ne işi olur? Ne övgüsü?”..
Girin Google ye.. “Muhsin Yazıcıoğlu’ndan, Fetullah Gülen’e övgüler” diye arama yapın..
Birçok haber ve Muhsin başkanın “Fetullah Gülen hocaefendi” diye sözlerine başladığı övgüler dolu videoları göreceksiniz..
Bırakın artık bu siyasi dansözlükleri..
Değerli okuyucular..
Gelelim Sinan Ateş cinayetine..
Ben Sinan Ateş’i şahsen hiç tanımadım..
Sinan Ateş, nihayetinde Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yapmış bir isimdir..
Gerekçesi ne olursa olsun, böyle kahpece bir pusuda katledilmesi şerefsizliktir..
Yok, “bizden ayrılıyormuş, yok genel Başkan adayı olacakmış, yok FETÖ’cü imiş” gerekçeler sergilenen kahpeliklerin üzerini örtmez..
Ve hele, hele o minnacık o iki yavrunun babasız bırakılması..
Hani ulan.. Ülkücü, Ülkücünün kardeşi idi?
Bizim zamanımızda bir ülkücü pusuya düşürülüp öldürülecekti, o kahpe elleri bulup kırardık ama bakıyorum bırak elleri kırmayı bir duayı, bir başsağlığı bile çok görüldü..
Ben, Ankara Bahçelievler’de beni öldürmek için kurşun yağmuruna tutanları yakaladığımda bile onlara tek kurşun bile sıkmadım..
Anneleri, babaları gözümün önüne geldi.. Çünkü, onlar aileleri tarafından okuması için Ankara’ya gönderilen kız çocukları idi.. Analarının ağlamasını asla istemdim ve bıraktım..
Ve en önemlisi.. 7 TİP’li öğrencinin “katledildiği” Bahçelievler olayı.. Bana çok, çok iyilikleri olan rahmetli Abdullah Çatlı ile bile tartışıp, “Bu nasıl bir vahşet” diye sitem ettim..
Çatlı yalan söylemez.. Bana dedi ki, “Karslı inan olay benim bilgimin dışında gelişti ve dejenere edildi ve benim üzerime yıkıldı”..
Doğru… Şimdi o katliamın bir numaraları sanığı olan bir ruh hastası da ekran, ekran dolaşarak diyor ki;
“bana katil diyorlar.. Ben katil değilim” falan..
Haassstir ulan şerefsiz.. Sen baş katilsin.. Senin davanda, inandığın kitabında var mı ulan; “Siyasi davan adına birisini öldürürsen, katil sayılmasın” diye bir vurgu? Yok..
İşte şimdi Sinan Ateş olayı..
Ve bu cinayette en çok adı anılan, Ülkü Ocakları Genel Başkanı Olcay Kılavuz..
Olayın başından beri suskunluk içinde idi..
Fakat anlaşılan o ki, O’da bunalmış.. Bir Tv muhabirine dedi ki,
“Benim böyle şerefsizce, alçakça işlenen bir olayla asla bağım yoktur, olmazda ve öldürülmesine çok üzüldüm”..
Evet.. Olay Kılavuz.. Dediğin gibi; cinayet şerefsizce, kahpece, kalleşçe işlendi.
Ölündürülen kim olursa olsun…
Ama gelin görün ki Olcay Kılavuz’un bu içten gelen sözleri, tanımlamaları birilerinin çok zoruna gitmiş..
Bir baktık ki; Olcay, Mecliste ki; Genel Başkan danışmanlığı görevinden alınmış..
“Vay sen niye bu lafları söyledin, bu tanımlamaları yaptın” diyerek görevden almışlar..
Merak ediyorum.. Olcay’ın, “şerefsiz, alçak” diye sarf ettiği sözler kime dokunmuş?
Ama kimler ne kadar olayı gizlerse gizlesin, Allah biliyor.. Ve Allah babasız bırakılan iki minnacık yavrunun ahını asla yerde bırakmaz..
Bu Haber 109278 Defa Okunmuştur