GÖKTÜRK TUNÇTÜRK yazdı
Binali Yıldırım .. AKP’nin her yerde “jokeri”.. Adam yaşlandı, meclis başkanı olunca “dinlenirim” diye sevindi ama sevinci çok kısa sürdü.
Gel, “İstanbul A.Ş Başkanlığına” .. Pardon; “İstanbul Büyükşehir Başkanı adayımızsın” dediler..
“Koltuk yine elimizde kaldı” esprisi ile üzüntüsünü gidermeye çalıştı ama bu kez de çok az tanınan bir Karadeniz uşağı karşısında seçimi kaybetmez mi?
Hem çok üzüldü, hem çok sinirlendi..
Üzüntüsünü anladık ta peki neden sinirlendi?
İşine, adaylık çalışmalarına karıştılar, ortamını gerginleştirdiler.. Vitrinde manken aday pozisyonuna düşürdüler.. Muhalefete düşmanmış gibi ifadeler kullandılar..
Ne reisine, ne de Bahçeli’ye; “yahu karışmayın işime, çalışmama, söylemlerime.. Aday ben miyim, siz misiniz, Ben göstermelik aday mankeni miyim?” diyemedi ..
Seçim sonrası bazen de vicdanen seçim sonucunu yorumladı ve sandıkta kaybettiği mesajlarını verdi ama yine adaylıktan kurtulamadı..
İstanbul Büyükşehir Başkanlığı şöyle veya böyle iptal edildi, yenilenecek ..
Binali bey yine kurtulamadı ..
Bahçeli daha seçimin iptal akarı gecesi efelendi; “Seçim için İstanbul’a karargah kuruyorum, mitili atacağım”..
Ve tabi ki yine zillet, illet, hainler vs.. söylemleri ile..
Reisi; bakanları topladı, çalışma taktikleri verdi..
Ekibi ile toplantı yapmayan ve seçim taktiklerini belirlemeyen tek bir kişi vardı; O’da Büyükşehir adayı Binali Yıldırım ..
Değişen tek şey… Bu kez devlet imkanlarını daha çok kullanacaklar, daha çok dağıtacaklar.. Bel ki kazanırız diye..
Peki, sonuç değişecek mi?
Evet … Millet İttifakının adayı Ekrem İmamoğlu devletin tüm imkanlarına, Cumhurbaşkanına, Bakanlarına, iktidar kurmaylarına ve devlet Bahçeli’ye karşı tek başına yarışacak ..
Çıkarma yaptılar, demir attılar..
Ama kamuoyunda yerleşmiş “Adaletsizlik, haksızlık, mağduriyet” algısını ortadan kaldıramadıkları gibi, ibrenin yükseklere fırlamasına neden oldular..
Bu kez her kesim; açık oynamaya, konuşmaya başladı ve Ekrem İmamoğlu mağduriyetine destek olacaklarını ilan ettiler, etmeye de devam ediyorlar..
Sonuç şimdi den belli .. Bu birleşik güçlere karşı gariban Ekrem İmamoğlu bu kez daha yüksek oy farkı ile İstanbul seçimini kazanacak..
Ve Binali Yıldırım’a bir kez daha hüsran yaşatılacak ..
Bence Binali Yıldırım seçim yenilgisinden sonra kendi kendine şu şarkı sözlerini mırıldanacak;
“Elleri cebinde hali perişan, siyasete küsmüş, bir aday görürsen beni hatırla”….
HEM, “ULUYAN”, HEM DE UYUYAN MHP MİLLETVEKİLİ CEMAL ENGİNYUR’ta CEVABIM VAR
Şu an MHP’den milletvekili olan Cemal Enginyurt, bizim Ülkücü ve Milliyetçi camiada inanın hiç sevilmez..
Çünkü; Başbuğun yol arkadaşlarına, davanın sembol isimlerine sırf Bahçeli’ye yalakalık olsun diye saldırdı, hakaretler etti, kötü sözler sarf etti..
Bu adam davayı ve Ülkücülüğü bilmiyordu ve geçen ay Kurt gibi “uluması” ile de bu cehaletini ispat etti..
Haa … Bu Cemal hem “uluyor” hem de aynı zamanda “uyuyor” ..
Cemal, gidip Tanrı dağının eteklerinde; “Bir Ülkücü olarak hayalim, Tanrı dağının eteklerinde Kurt gibi ulumaktı, şimdi bu hayalimi gerçekleştiriyor ve Bozkurt gibi uluyorum” dedi ve uzunca uludu..
Bunu da videoya alıp, övünç kaynağı gibi her yerde paylaştı..
Bu davanın çilesini çekmiş ve asıl mirasçısı olarak güldüm ve aynı zamanda da sinirlendim..
Çünkü bu densiz Cemal, sosyal medyada birilerinin Ülkücülerle alay etmesine ve bazı nahoş yakıştırmalarına meydan vermişti..
Ülkücülük fikir sisteminde ve camiada asla böyle bir “uluma” densizliği, cehaleti yoktur, olamazda …
Bozkurt; semboldür… Türklüğün sembolüdür.. Esaretin düşmanı, cesaretin timsali olarak sembol olarak alınmıştır..
Ben; 20 yaşımdan beri bu davanın mücadelesindeyim, Ülkücü teşkilatlarda görev yaptım, yüzlerce seminer verdim ve en önemlisi Başbuğ Alparslan Türkeş’i çok yakinen tanıyan ve zaman, zaman birçok konuda görüşlerini alan bir Ülkücü yapıya sahip Türk milliyetçisiyim.. Halen de şükür; öz be öz MHP’liyim, Ülkücüyüm..
Tabi 12 Eylül öncesi ve sonrasında da birkaç Cemal ortaya çıkıp “uluma” şovları yaptı ama o zaman ki Ülkü Ocakları Genel Başkanları ve özellikle Başbuğ Türkeş bu “uluma” hareketlerine çok kızdıkları gibi yasaklama getirdiler..
Yahu dedim acaba ben bazı şeyleri hatırlamıyor veya bilmiyor olabilirim, hele bu işi ehline, üstadına sorayım, Ülkücülük te “uluma” diye bir şey var mı? diye düşünüp, telefon açıp bizim camianın bilge adamı ve Başbuğ Türkeş’in başseminercisi, Kültür Bakanımız Namık Kemal Zeybek’e sordum..
“Abi bu Cemal biliyorsun gidip Tanrı dağı eteklerinde ‘Kurt gibi uludu’, ben bu tavrına kızdım ve kamuoyunda da Ülkücülere çirkin yakıştırmalarda bulunmalarına sebebiyet verdi.. Ben böyle bir şeyin olmadığını ve olmayacağını düşünüyorum ama sizin bu ‘uluma’ konusunda bilginizi öğrenmek işitiyorum” dedim..
Zeybek; Başbuğ Türkeş’in böyle saçma tavırlara asla izin vermediğine vurgu yaparak; şu önemli iki cümleyi söyledi;
“Kurt ulur, insan konuşur”…
Evet Cemal öğren … Ülkücüler konuşur, ulumaz…
Ayrıca çıkıp Şehitlerimizin baş katili, teröröistbaşı Öcal’ın adını birden bire yumuşatıp, “İmralı” diye yazarak, İstanbul seçimleri adına bazı tabanlara ince mesaj veren Anadolu Ajansı müdürüne kızıp, istifasını istiyorsun..
Yahu Cemal, kimlerle birlikte yürüdüğünüzün farkına yeni mi vardın?
Bak, senin toz kondurmadığın Genel Başkanın Bahçeli’nin sırf “hoşgörü” toplamak adına; “Yaşlı, hasta, cezaevinde tutulmasın, tahliye edilmelidir” diyerek, cezaevinden çıkmasını sağladığı PKK’lı Ahmet Türk’te şimdi yeniden Mardin belediye Başkanı oldu ve ilk işi de Belediyede çalışan Şehit yakınlarını attı..
Sana bir Ülkücü olarak önerim; “hem ulumayı, hem de uyumayı bırak Cemal”…
Bu Haber 781262 Defa Okunmuştur